RhythmEscape
Müziğin BPM'ine senkronize sonsuz koşu oyunu — beat accuracy sistemi, fever mode ve dinamik zorluk. Unity 6 ile.
Kendimi bir anda oyun sektöründe buldum
Bu projenin çıkış noktası da Academic Project App gibiydi: bir ders final projesi. Görsel Programlama dersi için başladım, bir baktım oyun geliştiriyorum.
Her şey yabancıydı. Unity’yi ilk kez kullanıyordum. C diline hakim olmam pek işe yaramadı. C# oldukça farklı bir dünyaydı ve fonksiyonları başka bir dilde yazmak ilk başta garip geliyordu. “Bunu nasıl yapacağım” sorusundan çok “bunun adı ne, nereye yazılıyor” sorusuyla boğuştum.
Sil, baştan başla, tekrar
İstediğim gibi bir oyun çıkarmak için projeyi defalarca sildim ve sıfırdan başladım. Konu değiştirdim. 2D denedim. Bir sürü fikir açtım, çoğunu kapattım. Bu kısmı saklamak istemiyorum, çünkü öğrenme tam olarak orada oldu. Çalışan bir şey çıkana kadar geçen o dağınık süreçte.
Sonunda elimde bir sonsuz koşu oyunu vardı. Ama içimde “bunun bir farkı olmalı” diyen bir ses vardı; bu haliyle diğerlerinden ayrılan bir tarafı yoktu.
Fark: müziği oyunun kalbine koymak
En mantıklı cevap ritimdi. Oyunu bir zamanlayıcının değil, müziğin nabzının yönetmesi fikri her şeyi değiştirdi.
Merkeze bir beat saati koydum: parçanın temposundan vuruşları hesaplayıp sisteme haber veriyor. Engellerin çıkışı, oyuncunun hareketi, puanlama… Hepsi o vuruşu dinliyor. Böylece müzik arka planda çalan bir dekor olmaktan çıkıp oyunun kendisi haline geldi.
Üstüne birkaç şey daha ekledim: hareketin vuruşa ne kadar yakın olduğuna göre puanlanması, üst üste tutturunca devreye giren bir çarpan modu ve hayatta kaldıkça artan bir tempo. Görsel olarak sade kaldı ama mekanik olarak istediğim “farkı” bulmuştum.
Ne öğrendim?
- Sıfırdan başlamak kayıp değil — sildiğim her versiyon bir sonrakine ne yapmamam gerektiğini öğretti.
- Yeni bir platform, yeni bir düşünme biçimi — Unity’de kod yazmak, bir uygulamada kod yazmaktan farklı; her şey bir sahnede, gerçek zamanda ve kare kare çalışıyor.
- Bir fikir, tüm projeyi taşıyabilir — “müzik oyunu yönetsin” fikri, sıradan bir koşu oyununu anlatmaya değer bir şeye çevirdi.
Farklı bir platformu bir nebze de olsa tanımamı sağladı ve açıkçası bozup yeniden yapmanın da bir yöntem olduğunu burada kabullendim.